YAPAY ZEKA ÇAĞININ GETİRDİKLERİ: ROBOTLARA HUKUKEN KİŞİLİK TANINABİLİR Mİ


Robot Nedir?

Robot terimi ilk kez 1920 yılında Çek bir yazarın tiyatro oyununda kullanılmıştır. Oyunda
robotlar bir fabrikada köle olarak çalışan yapay insanlar olarak tasvir edilmiştir. Roboti
kelimesi Çek dilinde esaret ve angarya kelimelerini ifade etmektedir. İngilizcede roboticist
olarak geçen kelime ise Türkçeye robotbilimci olarak çevrilebilir. Bu kelime de ilk defa 1941
yılında yazar Isaac ASIMOV tarafından kullanılmıştır. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde robot
“belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen
otomatik araç” şeklinde tanımlanmaktadır. Robotbilim (robotics) ise robotların tasarımı,
yapımı için kullanılan bilimsel yöntemleri inceleyen bilim ve teknik şeklinde
tanımlanmaktadır.

Robotun tanımı konusunda çeşitli açıklamalar yapılabilmektedir. Doktrinde Neil M. Richard’
a göre robotlar karar alabilen; ancak biyolojik olarak canlı çatısı altında konumlandırılamayan
makinelerdir. Bu tanım sadece yazılıma dayalı olan ve fiziksel olarak faaliyet göstermeyen
yapay zekâyı kapsam dışında tutmaktadır. Birleşmiş Milletler’in 2005 Robotbilim Raporu’nda
robotun genel bir tanımı verilmiştir. Buna göre robot, kısmen veya tamamen otonom olarak
işleyen yeniden programlanabilen bir makinedir.
Doktrinde bir makinenin robot olarak nitelendirilebilmesi için sahip olması gereken
özellikler şu şekilde sıralanmaktadır:

• Algılama/hissetme
• Hareket
• Enerji
• Zekâ /robotun bir programcı tarafından yapması gereken iş için programlanması
gerekmektedir.

Robotlar makinelerdir , sadece yazılımdan ibaret değildir. Akıllı yazılım olarak ifade edilen
bilgisayar programları tek başına robot değildir. Akıllı yazılımlara kısaca bot da denilmektedir.
Akıllı yazılım uygulamaları İnternet üzerinden bilgi toplayan ve sunan yazılım uygulamalarıdır.
Akıllı yazılımlara örnek olarak akıllı web tarayıcısı programı verilebilir. Bir robot yapay zekaya
da sahip olabilir. Yapay zekanın tek bir tanımı olmamakla birlikte yapay zekalar insan karar
verme süreçlerini taklit ederek insan zekasına benzer şekilde olayları yürütmeye çalışır,
kompleks problemleri mantıksal bir yöntemle çözen ve gerçek dünyada karşılaşılan
durumlara uygun olarak aksiyonlar alma suretiyle amacına erişen sistemlerdir. Yapay zeka ve
akıllı yazılım tek başına robot değildir, sadece programdır. Mevcut açıklamalarla birlikte
robot kavramını şu şekilde tanımlayabiliriz: Robot, fiziksel olarak hareket edebilen, otonom
veya yarı otonom bir makinedir. Robotun bir çeşit zekâya sahip olması gerekmektedir. Ancak
bunun yapay zekâ düzeyinde olması şart değildir. Yani bir robotta yapay zekâ veya akıllı
yazılım olabilir ancak bu şart değildir. Buna göre önündeki engeli hissedip duran kendi
kendine çalışan bir süpürge robottur. Ancak fabrikada önüne ne gelirse gelsin perçin atan bir
kol robot değildir. Çünkü önündeki bant boş mu, önünde insan mı araç mı var fark
etmemektedir. Bir masaüstü bilgisayar, bir fotokopi makinesi, bir akıllı telefon içinde pek çok
program olabilmesine rağmen fiziksel olarak hareket edemeyen makineler olduğundan robot
değildir.

Robotların Yasal Statüsü

Robotların giderek daha fazla otonom(özerk-autonomous) hale gelmeleri nedeni ile
herhangi bir sorun oluştuğunda sorumluluğun kime ait olduğunun tespiti zorlaşacaktır.
Burada üreticinin mi, yazılımcının mı, yanlış talimat verdiği için kullanıcının mı veya hepsinin
birden mi sorumluluğu söz konusu olacaktır sorusu gündeme gelecektir. Burada robotların
hak ve sorumlulukları gündeme gelecektir.
Robotların hak ve sorumluluklarından bahsedebilmek için hak ve ceza ehliyetlerinin
bulunup bulunmadığı, insanların tabi olduğu yasalara tabi olup olmayacaklarının tartışılması
gerekecektir. Bu nedenle öncelikle robotların yasal statüsüne dair bir sonuca varılmalıdır.
Roma Hukuku’nun kölelik statüsü olmak üzere yapay insan, vekil, hayvan ve cenin
statülerinin robotlara uygulanması ve bunlardan hangisinin robotlar açısından daha büyük
anlam ifade edeceği elbette hukukçular tarafından tartışılmaktadır. İnceleyecek olursak ;

● Kölelik Statüsü
Roma Hukuku’nda efendi-köle ayrımına göre; köleler , efendilerinin adına hak iktisap
edebilmekte ve borç altına girebilmektedirler ancak bunu da efendileri tarafından açıkça
yetkilendirildikleri zaman yapabilmekte olup aksi düşünüldüğünde üçüncü kişiler ile yaptıkları
işlemlerin hiçbir sonuç doğurmaması yaptırımı ile karşılaşılmıştır. Sahiplerinin malı ,hukuk
dünyasında bir obje konumunda yer almışlardır.
Yaşama ile ölüm hakkının da dahil olduğu efendilerin, kölelerinin üzerindeki bu geniş ve
baskın hakimiyetlerine o dönemde, domenica potestas denilmekte idi. Öyle ki haksız
fiillerinden sorumlu olmalarına rağmen davalı konumunda yer alamadıkları için zarar tazmini
amacı ile efendiye gidilmekte ve nihayetinde tazminat olarak efendi, kölesini mal olarak
vermekte ya da zararı tazmin etmekte idi. Efendilerin, kölelerine verdikleri peculium
sayesinde kölenin yapacağı her türlü işlem, malikin izni ile gerçekleşti sayılmakta ve onun
lehine hukuk dünyasında sonuç doğurmakta idi. Açılan actio peculium ile o peculium
oranında malik sorumlu tutulmakta idi. 1 Hukuk dünyası bu çözüm yolunu tercih edecek
olursa robotları kişi-eşya ayrımında eşya statüsüne yerleştirerek hukuki ve cezai
sorumlulukları bertaraf edilmiş olacaktır. Üçüncü nesil robotları da göz önüne alacak olursak
bizimle iletişim kuran ,öğrenebilen ve düşünebilen bir varlığı sadece kendi işlerimizi
yaptırmak için ürettiğimiz varsayımını ileri sürerek eşya kategorisine dahil etmek Roma
Hukuku’ndaki insanlara kölelik statüsü vermekle eşdeğer olacaktır. Bu tutum henüz birinci
nesil robotlara sahip olduğumuz için sarsıcı gelmese bile kendi kendilerini üreten,tıpkı insanın
insanı doğurabilmesi gibi yapay zekanın yapay zeka tarafından üretildiği üçüncü nesil bir
robotla karşı karşıya kalındığında ne yapılacağı sorusunu akla getirecektir. Kölelik statüsü geri
kalmış bir toplumun kalıntılarıdır ve robotları bu statü ile bağdaştırıp aşağılayıcı konuma
koymak isabetli olmayacaktır. Bu görüşün tartışılmamak üzere rafa kaldırılması
gerekmektedir.

●Elektronik Kişilik Statüsü (Tüzel Kişilik)
Avrupa Birliği’nin en sıcak baktığı görüşlerden olan tüzel kişilik statüsü ; robotların üretim
açısından, şirketler gibi resmi bir sicile kaydedildikten sonra, oluşturulan elektronik fon
üzerinden maddi destek sağlanması ve tazminatların bu fon üzerinden karşılanması
mantığına dayanmaktadır. Bu statü robotların sorumluluklarının doğmasının sonucunda
başvurabileceğimiz ve bir nevi yaptırım olarak nitelendirebileceğimiz bir tazmin yöntemidir
ve bu kabul, bireylerin mağduriyetini onarabilecek cinstendir ancak bu statü ceza hukuku
bakımından tatmin edici olmayıp tazminat hukukunun nispilik içeren ve özel hukuku
ilgilendiren boyutu ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

●Yapay Vekil (Temsilci Statüsü)
Robotların ayırt etme gücünün mevcut koşullar altında var olmadığından bahisle, her ne
kadar bu görüşün uygulamaya geçirilemeyeceğini kabul ediyor olsak da vekil statüsünden
bahsettiğimizde ise başkaları adına hareket eden, eylemlerinin yasal sorumluluğun robotun
kendi adına hareket etmesine izin veren kişiye düştüğü durumu anlamak gerekir. Bu statü
robot sahiplerine ağır bir yük bindirdiği için riskler göz önüne alındığında robot sahibi olma

konusunda çekinceler meydana gelebilir yahut haksız fiile yanlış tasarımın sebebiyet vermesi
durumunda robot üreticilerini de bir anlamda haksız yere korumuş olur.
●Yapay İnsan Statüsü
İnsan doğasının sahip olduklarını düşündüğümüzde, robotların singularity konumuna varana
kadar daha iyi işlevsel özellikleri bünyelerinde barındırabildiklerine şahit olabilmekteyiz.
Bunlara düşünme, kavrayabilme, bazı ahlaki ve sosyal yetilere sahip olabilme, akıl yürütme
ve ilerleyen fazlarda bilinç, öngörebilme özelliklerini de dahil ettiğimiz zaman, yapay insan
statüsünün somut olaylara uygulanabilirliği hususunda birtakım izdüşümlere hayatımızda yer
verebilmekteyiz; lakin mevcut düzlemde bu statü belirsiz bir kavram olarak hayatımızdadır(2).

●Cenin Statüsü
Robotların insan bedenine bürünmüş humanoid canlıları hesaba kattığımızda cenine
benzetebiliriz. İnsan eli ile üretilmiş ve şu an mal konumunda olan robotların otonom
özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda imal edilmelerini doğum olayına benzetebiliriz.
Dördüncü ve beşinci tip makineler açısından düşündüğümüzde, makinelerin makineleri
üretmeleri halinde doğum olayına benzetmede daha rahat hareket edebiliriz. İleride
robotların, ceninin sahip olacağı gibi bilinç ve iradeye sahip olabileceklerinden bahisle,
haklarının doğacağını; özellikle yaşam ile vücut bütünlüğü haklarının ön planda olacağını
vurgulayabiliriz.

●Diğer yaklaşımlar
Bir diğer fikre göre ise robotlar, özerkliğe ve insanoğlunu aşan etik değerlere ve entelektüel
birikime sahip yeni bir türdür. Robotlar mantıksal yaklaşımları ve sarsılmaz değer yargıları ile
yeni bir türe karşılık gelecek olup, onları üreten insanlardan daha iyi bir tür olacaktır(3).

Robotların Genel Olarak Sebep Olabilecekleri Hukuki Sorunlar
Hukuken yasal statü belirlenmiş olmayan ancak sosyal hayatta yerini alacak olan yapay
zekalı robotlar üretildiğinde vücut bütünlüğünün ihlalinden, mahremiyet hususlarında baş
gösterecek problemlere, malvarlığında gelişebilecek zararlardan fikri mülkiyet anlamında
gerçekleşebilecek ihlallere kadar oldukça geniş bir sorun kümesi ile karşılaşacağız.

● Mahremiyet/ Gizlilik /Güvenlik
Robotların insanların ulaşamayacağı alanlara ulaşabildiği ve göremeyeceği şeyleri algılayıp
zihinlerine depolayabildikleri göz önüne alındığında robotların kullanımının başında
gelebilecek temel sorunlardan biri mahremiyet/gizlilik konusudur. Robotlar sensörler ve
işlemcilerle donatıldığı için insanların algılarının üzerinde bir algıyla çalışırlar , bu robotların
bilhassa güvenlik, pazarlama ve tıbbi gözetleme araçları gibi sahalarda kişilere ve şirketlere
sunduğu gözetleme hizmetinin kullanımıyla birlikte anayasa ile güvence altına alınmış olan
kişisel verilerin güvenliği konusunda ihlaller ortaya çıkaracaktır. Örneğin drone ile komşunun
bahçesine girip kişilik hakkı ihlallerine yol açılabilir. Evde kullanılan bir robot evde yaşayan
kişiler hakkında dışarıya bilgi aktaracak şekilde programlanabilir , robotların bilgisayar
korsanları tarafından saldırılara uğraması söz konusu olabilir, sürücüsüz otomobillerin
uzaktan bilgisayar korsanları tarafından kontrolünün ele geçirilmesi ve otomobillere kaza
yaptırılması mümkündür .Bu noktada üreticilerin robotların üretimine geçmeden kullanım
amacı ile sınırlandırılması sorunlara çözüm alternatiflerinden bir olmakla beraber Avrupa
Birliğinde tartışılan görüşlerden biri de veri işlemenin veri öznesinin gözetimi altında
olabileceği ve önceden veri işlenmesine rızası olsa dahi itiraz sunabileceği yolundadır.
Bilhassa robotlara özgü bir “özel mod ” geliştirilmesi ve veri işlemenin istenildiği zaman bu
moda geçilerek kapatılabileceği düşünülmüştür. 4 Mahremiyet konusunda Avrupa Birliğinde
mevcut olan düzenlemelere bakıldığında 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe giren
Genel Veri Koruma Tüzüğünün 25. maddesi “data protection by design and by default”
başlığı altında kişisel verilerin korunmasını tasarım yoluyla düzenlemeyi amaçlamakta olup,
bu düzenleme bir anlamda üretilecek olan robotların kişisel verileri koruma altına alacak
şekilde üretilmesi anlamına gelecektir(5).

●Etik Sorunlar
Robotların tamamen otonom olabilmesi, yapay zekâlı robotların öğrenebilmesi nedeniyle
robotların haklara sahip olup olmayacakları hem hukuki hem etik olarak tartışmalıdır.
Robotların tamamen otonom hale getirilmesiyle birlikte davranışlarının nasıl yönetileceği ve
robotlara ne kadar serbesti verilebileceği sorunlarını doğurmaktadır ki buna robot etiği
denilmektedir. 1942 yılında bilim kurgu yazarı Isaac ASIMOV, Runaround isimli hikâyesinde
Robotbilim ile ilgili bir hukuk kuralı niteliğinde olmamakla birlikte temel prensip sayılabilecek
üç kural ileri sürmüştür. Buna göre birinci kural bir robotun bir insana zarar veremeyeceği ya
da hareketsiz kalmak suretiyle de bir insanın zarar görmesine mahal veremeyeceğidir. İkinci
kural uyarınca bir robot insanlar tarafından verilen emirlere, bu emirler birinci kurala ters
düşmediği sürece, itaat etmek zorundadır. Üçüncü kural ise bir robotun birinci ve ikinci
kurala ters düşmediği sürece kendi varlığını korumak zorunda olduğuna ilişkindir. ASIMOV,
1985 yılında yayınladığı Robotlar ve İmparatorluk (Robots and Empire) isimli kitabında ise
sıfır numaralı kuralı eklemiştir. Buna göre bir robot insanlığa zarar veremez ve hareketsiz
kalmak suretiyle de insanlığın zarar görmesine izin veremez(6).
İleride robotların yapay zeka ile birlikte hukukta özne olarak kabulüyle birlikle etik
tartışmalar artacaktır. Bu yüzden ahlaki değerleri olan makineler üretme gayreti dikkate
değerdir. Mevcut anayasalardaki temel hakların insanlar için hazırlanmış olması karşısında
robotların hak sahibi olmalarının mümkün olmadığı savunulabilir. Ancak tamamen otonom,
öğrenebilen, insana özgü duygusal, ahlaki özelliklerin de programlarla eklendiği yapay zekâlı
ve hatta birebir insan görünümlü robotlar üretildiğinde bu kadar kesin olarak robot hakları
söz konusu olamaz denemeyecektir(7). Nitekim cyborg (cybernetic ve organism terimlerinin
birleşimidir) denilen insan ve robot karışımı sibernetik organizmalar da insan ile eşya
arasında yeni bir hukuk öznesi kategorisi oluşturmaya adaydır. Cyborg ya da telaffuzuyla
ifade etmek gerekirse sayborg vücut fonksiyonları teknolojik aygıtlarla desteklenmiş veya
kontrol edilen insanları ifade eder.
Bir insanın bir robot üzerinde mülkiyet hakkının olması o insana robot üzerinde istediği gibi
davranabilmesi yetkisini vermekte midir sorusunun cevabı net değildir, böyle bir davranış
etik midir soruları da gündemdedir. Robotların otonomluğunun artması ile birlikte tartışılan
konulardan bir tanesi de robotların kendi kendilerini tamir etmeye haklarının olup
olmayacağı ile ilgilidir. Örneğin üç boyutlu yazıcı teknolojisi ile pek çok nesne
üretilebilmektedir. Bir üç boyutlu yazıcı kendi parçalarını basabilir yani yazıcı kendi kendini
üretebilir(8). Hukuki yönü de olmakla birlikte etik açıdan tartışılan başka bir konu robotların
insanlarla evlenmesine izin verilip verilmeyeceği ile ilgilidir. Mevcut kanuni düzenlemelere
bakıldığında böyle bir durum hukuken mümkün değildir fakat teknolojik gelişmelerle birlikte
akıllarda soru işareti yaratan bu konulara hukuk düzenleri tarafından cevap getirilmesi
ihtiyacı doğuracaktır.

●Fikri Mülkiyet
Robotun donanımı buluş niteliğindeyse patent ile korunabilirken, robota yüklenen
yazılımların da telif hakları ile korunması söz konusudur. Otonomluk derecelerine göre
robotların buluş yapması, tasarım yapması ya da tasarım üretmesi söz konusu olabilir.
Dolayısıyla burada hak sahibinin kim olacağı konusunda tartışmalar yaşanacaktır. Bir robotun
ortaya çıkardığı eserde insanın kısmen katkısı olabilir. Robottaki yazılımın yaratıcısının burada
hak sahibi olacağı düşünülebilir, yazılıma finansal olarak yatırım yapan kişi ya da kuruluşun da
eser sahibi olması düşünülebilir fakat burada da robotların hak sahibi olabilmesi için hukuk
nazarında bir kişiliğe sahip olması gerekmektedir. 2016 yılında Benjamin adlı yapay zeka,
Sunspring eğlenceli film senaryosu yazdı. 2017 yılının Mart ayında ise yine Benjamin
tarafından yazılan ‘It’s No Game’ adındaki yeni film online olarak izleyicileriyle buluştu.
Avrupa Adalet Divanı’nın bu husustaki bir kararında robotun telif hakkı sahibi olamayacağı
zira bunun için fikri bir yaratım olması gerektiği dolayısıyla bir insanın fikri üretiminin olması
gerektiği ifade edilmiştir. Bu kararda bir eser olabilmesi için insanın entelektüel çalışmasının
sonucunda ortaya çıkması gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu karara karşılık şöyle bir eleştiri
getirilebilir: Robotlar da insanın entelektüel çalışmasının neticesinde ortaya çıkan bir
donanım ve yazılım bütünü olduğuna göre robotun ortaya çıkardığı sonuç aslında dolaylı
olarak insanın entelektüel çalışması sonucunda ortaya çıkmaktadır(9).

●Robotların Fiillerinden Sorumluluk
Robotların fiili neticesinde ortaya ceza ve borçlar hukukunu ilgilendiren sonuçlar çıkabilir.
Sorumluluğun hukuken kime ait olacağının tespit edilmesi gerekmektedir. Robotların
kullanımı tehlikeli faaliyet olarak kabul edilirse kusursuz sorumluluğa ilişkin kurallar
uygulama alanı bulabilir. Akıllı yazılım programları sayesinde kurulan sözleşmelerde objektif
sorumluluk kuralları uygulanmakta ve bu makinelerin davranışlarından adına hareket ettikleri
kişiler sorumlu tutulmaktadır. Haksız fiiller bakımından robotlar söz konusu olduğunda
objektif sorumluluk, hayvanların, çocukların veya çalışanların davranışlarından kusursuz
olarak sorumlu olmaya ilişkin kurallara benzetilerek uygulama alanı bulmaktadır. Bununla
beraber robotbiliminin gelişmesi ve daha karmaşık hale gelmesiyle sadece robotlara özgü
hukuki düzenlemelerde artış görülmesi kaçınılmazdır. Özellikle yapay zekâsı sayesinde karar
verebilen robotların fiillerinden sorumluluk konusunda düzenlemelere ihtiyaç olabilecektir.
Bunlara yapay zekâya sahip bir robot çocuk bakıcısının, bir robot oyuncağın, bir robot
şoförün, bir robot işçinin verdiği zararın söz konusu olduğu durumları sayabiliriz.
Herhangi bir işin yapılmasında robot kullanımında sorumsuzluk anlaşmalarının yapılmasının
(muafiyete ilişkin hükümler) mümkün olup olmadığı da tartışmalıdır(10).
Robotlarda kullanılan yazılımlarda pek çok kişinin çalışması ve katkısı söz konusu olabilir.
Robotların yazılımlarında yanlışlıklar olması ve bunun sonucunda öngörülemeyen sonuçların
ortaya çıkması mümkündür. Birçok kişinin birlikte geliştirdiği yazılımlardaki hataların tespit
edilmesi zordur. Yapay zekâ programlarının kendi kodlarını değiştirmeyi öğrenmeleri de
mümkün olduğundan sorumluluğun kimde olduğunun tespit edilmesi daha da
zorlaşmaktadır(11).

● Cezai Sorumluluk
Ceza Hukukunda cezanın amacı, suç teşkil edilen fiilin işlenmesiyle suçu işleyene yaptırım
uygulanması suretiyle suçlunun suçunun cezasını çekmesi ve toplumda adalet duygusunun
sağlanması; suçlunun ıslahının sağlanması ve tekrar suç işlemesinin önüne geçilmesi;
toplumsal olarak caydırıcı etki yaratmasıdır. 12 Robotların cezai anlamda sorumlu tutulmaları
örneğin hapis cezasına mahkum edilmeleri mevcudiyette mümkün görünmemektedir. Bu
değerlendirme dışında olası bir cezai fiil işlenmesi durumunda robotların fiillerinden sorumlu
tutulabilecek esas olarak iki grup söz konusu olacaktır. Bunlar, robot üreticileri ve robotu
satın alan kullanıcılardır.
Robotların sorumluluğun tespiti ve paylaştırılması konusu ise robot hukukunda ayırdı
zordur. Robotlar beden, sensörler, motorlar, donanım ve kompleks yazılımdan oluşurlar.
Yazılım ve donanımlar değiştirilebilir oldukları gibi bilhassa açık kaynak yazılımlarda birden
çok yazılımcı çalışır. Bu durumda bir robotun zarara neden olan fiillerinde bir çok faktörün rol
oynamış olabileceği kabul edilmelidir. Cezai sorumluluk meydana gelmeden güvenli
robotların üretilmesi ile bu sorunların önüne geçilmesinin mümkün olduğu ifade edilse bile
kusursuz üretim söz konusu olamayacağı ,üreticinin ihmali ya da kastı devreye girebileceği
için her halükarda insanlar ya da malvarlığının zarar görmesi kaçınıl olacaktır.
Evrensel hukukun kurallarından biri de “suç ve cezaların şahsiliği” ilkesidir. Yani kişiler
ancak kendi işledikleri fiiller sonucu sorumlu tutulabilirler. Yapay zekalı bir robotun ika ettiği
haksız fiilden üreticisinin ve/veya kullanıcısının cezai anlamda sorumlu olması düşünülemez.
Bu noktada ancak tazminat noktasında sorumluluk söz konusu olabilir ki burada akla yine
robotların hukuki statüsü gündeme gelecektir.

Robotlarla İlgili Yasal Düzenlemeler
Yeni teknolojilere ilişkin hukuki düzenlemeler genel olarak önceden var olan başka bir
kavramın yeni şekli olarak değerlendirilmek suretiyle yapılmaktadır. Özellikle otonom
robotların hukuk düzeni tarafından nasıl algılanacağının ve düzenleneceğinin önemi
büyüktür. Ancak otonom robotlara tamamen geçilmeden önceki süreçte hukuk düzeninin
yarı-otonom robotları yöneten insanları nasıl değerlendireceği ve bu kişilere ilişkin hukuki
düzenlemelerin nasıl olacağı da önem arz etmektedir(13).
Robotlarla ilgili hukuki düzenlemeler henüz daha çok yenidir. Amerikan Hukukunda
robotlara ilişkin ilk düzenleme 2011 yılında Nevada eyaletindeki sürücüsüz robot
otomobillere ilişkin yürürlüğe konulan yasadır. 1979 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin
Michigan eyaletinde Ford’a ait bir fabrikada çalışan Robert Williams adındaki işçinin bir robot
tarafından öldürülmesi robotların sorumluluğu üzerine çalışılmaya başlanmasına kaynaklık
etmiştir. 2016 yılının Ekim ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilim ve Teknoloji
Konseyi’nin yayınladığı “Yapay Zekanın Geleceğine Hazırlanmak” adlı raporda Konsey yapay
zekanın gelişimi, toplum faydasına sunulması gibi konularda devlet, toplum, üniversiteler,
sivil toplum örgütlerine bazı önerilerde bulunmuştur. Yasal düzenlemelerde Avrupa’ya
bakacak olursak sürücüsüz araçlar hakkında ilk yasal düzenleme çalışmaları Almanya’da
başlamıştır. 2016 yılının Nisan ayında ise İngiliz Standartlar Enstitüsü (BSI) BS 8611 adında bir
Robot ve Robotik Etiği Rehberi hazırlamıştır. Avrupa Birliğinde Avrupa Parlamentosu Yasal
İşler Komitesince (JURI) 20 Ocak 2015 tarihinde Robotik ve Yapay Zekanın (AI) geliştirilmesi
ile ilgili yasal konularda bir Çalışma Grubu (WG) oluşturulmasına karar verilmiş olup, bu
çalışma grubu öncelikli olarak bu konuyla bağlantılı hukuk kurallarını hazırlamayı
amaçlamıştır. Son olarak raportörlüğünü Mady Delvaux’un yaptığı, robotların yönetişimi
konusunda hazırlanan ve Avrupa Parlamentosu Yasal İşler Komitesince kabul edilmiş olan
rapor Avrupa Komisyonunda değerlendirilmiştir. Bu raporda robotların üretiminden
kullanımına kadar var olan geniş bir sahada gerekli olan yasal düzenlemelere ilişkin öneriler
sunulmuştur. Raporda robotların ve yapay zekanın geliştirilmesine ilişkin otuz sekiz adet
genel ilke sayılmıştır. Türk hukukunda ise robotlara ilişkin özel bir düzenleme
bulunmamaktadır. Bununla birlikte Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından insansız hava
araçları ile ilgili talimat çıkarılmıştır. İnsansız Hava Aracı Sistemlerinin Ayrılmış Hava
Sahalarındaki Operasyonlarının Usul ve Esaslarına İlişkin Talimat, 18/11/2005 tarihli ve 5431
sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a ve 14.10.1983
tarihli 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’na dayanılarak hazırlanmıştır
Robotlar giderek daha da fazla hayatımızda yer alacaktır. Robotlar ile ilgili hukuki sorunlar
da bu durumla doğru orantılı olarak artış gösterecektir bu yüzden tüketicilerin
bilinçlendirilmesi, toplumda farkındalık yaratılması, bilişim ve teknoloji hukuku eğitimi
kapsamında hukuk fakültelerinde ve mühendislik fakültelerinde (bilgisayar, elektronik,
mekatronik, yazılım mühendisliği bölümleri başta olmak üzere) robotlar ile ilgili fırsatların ve
sorunlu olabilecek hususların hukuki açıdan anlatılması gerekmektedir.

Sonuç olarak,
Kısıtlı komutlar doğrultusunda hareket eden otomotlarla birlikte hayatımıza giren robotlar
sonraları insanların yapmak istemediği ,insanlara ağır gelen işleri yapan, bilhassa otomotiv
sektöründe otomobil parçalarını birleştiren aygıtlar haline geldi. Şimdi ise hayatımızda esaslı
faktör olma yolunda ilerlemektedirler. Hukuk kurallarının amacı toplumda düzeni sağlamak iken,
hukuk kurallarının öznesi yahut nesnesi olmayan varlıkların toplum düzenine halel getirecek fiilerde
bulunmaları durumunda ne yapılması gerektiği ise hala çözülebilmiş değil .Tüm bunlar karşısında
hukuk, gelişmeleri her zamanki gibi geriden takip etmektedir. Öncelikli olarak yasalarda
düzenlemeler yapılmadan robotlara bir yasal statü verilmesi ve ulusal gerekse uluslararası
alandaki mevcut mevzuata ve temel hak ve özgürlüklere uygun şekilde tasarlanmalı ve
işletilmelidirler. Verilecek yasal statü için konuşmamız gerekirse yasal statünün her robot için
aynı olacağı düşünülmemeli, robotların faaliyet alanlarına, zeka ve kapasitelerine uygun statü
belirlemeleri yapılmalıdır. Daha sonrasında ulusal ve uluslararası tüm hukuk dallarında
düzenlemeler yapılması gerekecektir. euRobotics adlı sivil toplum örgütü tarafından
hazırlanan ve hukuk ve robotik alanındaki ilk kapsamlı belgelerden olan “Suggestion for a
green paper on legal issues in robotics” isimli çalışmanın yasal düzenlemeleri konusunda göz
önünde bulundurulmasının faydalı olacağını da belirtebiliz. Bununla beraber hukukçular
olarak bizlerin yapay zekâ ve robotlar ile çevre ilişkisine dair yapacağımız hukuki
düzenlemelerde muhakkak üretici, yazılımcı, mühendisler, toplumbilimci ve diğer disiplinler
ile işbirliği içinde düzenlemeler yapmamız önemli nitelikte görünmektedir.
“Düşünsene ,artık sonsuza dek tüm çatışmalar önlenebilir. Bu saatten sonra önlenemez tek
şey , Makinelerin ta kendisi!” –Isaac Asimov

1 YAPAY ZEKALI ROBOTLARIN CEZA SORUMLULUKLARININ ARAŞTIRILMASI SUÇ VE CEZA 2018 SAYI: 4
2 YAPAY ZEKALI ROBOTLARIN CEZA SORUMLULUKLARININ ARAŞTIRILMASI SUÇ VE CEZA 2018 SAYI: 4
3 0Veruggio, Dr. Gianmarco, “Euron Roboethics Roadmap” 2006, sayfa 24.
http://www.roboethics.org/atelier2006/docs/ROBOETHICS%20ROADMAP%20Rel2.1.1.pdf
4 Leroux, Christophe; Labruto, Roberto, “Suggestion for a green paper on legal issues in robotics”, euRobotics
The European Robotics Coordination Action, sayfa 49.
5 Ersoy, Çağlar, a.g.e., sayfa 125.
6 PAGALLO, s.23
7 UK OFFICE OF SCIENCE and INNOVATIONS HORIZON SCANNING CENTRE OPINION 2006, (Naklen RAYA, Jones,
Personhood and Social Robotics, Routledge, New York 2016).
8 BOZKURT YÜKSEL, Armağan Ebru, “Üç Boyutlu Yazıcıların Fikri Mülkiyet Hukukuna Etkileri”, Fikri Mülkiyet
Hukuku Yıllığı 2014, Yetkin Yayınları, Ankara 2016, s.107.
9 Robot Law Asst. Prof. Dr. Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL
10 PAGALLO, s.33.
11 BALKIN, s.53.
12 Koca, Mahmut; Üzülmez, İlhan, “Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler” Seçkin Yayınevi, 2013, sayfa 29-37
13 RICHARDS, s.19.
Kaynakça
AKBİLEK, A. M. (2017 Aralık). Teknolojinin Pandora Kutusu: Robotların Hukuki Kişilikleri(!) ve Hukuki
Sorumlulukları. Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi.
Aydemir, M. (2018 4.sayı). YAPAY ZEKALI ROBOTLARIN CEZA SORUMLULUKLARININ ARAŞTIRILMASI .
SUÇ VE CEZA.
DEMİR, E. (2017). İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ
HUKUKU YÜKSEK LİSANS PROGRAMI .
YÜKSEL, Y. D. (2017, Ocak). Robot Hukuku. TAAD.

Seray GÖNAL

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi