BİLİŞİM SUÇLARINDA SORUŞTURMA-KOVUŞTURMA VE KANUN YOLLARI


Bilişim suçu...Çağımızın gelişmekte olan ve ileride sorunların yaşanacağı alan diyebiliriz aslında. Çünkü eğitimden sağlığa her alanda teknolojinin nimetlerinden faydalanıyoruz. Elimiz, ayağımız, gözümüz hatta beynimiz oluyor bazı durumlarda. Hâl böyle iken bu alanda yaşanacak en ufak bir aksaklık ne gibi sorunlar doğurur sorusu akıllarımızı kurcalıyor. 

Aslında bilişim suçu için hocalarımızın yaptığı kesin bir tanım yok. Çünkü söz konusu alan her saniye kendini yenileyerek yapılan tanımı eksik bırakabilecek yetenekte. Yine de bir tanım yapılmak istenirse bilgisayar kullanımını gerektiren klasik suçları da kapsayan elektronik verilerin veya sistemlerin kullanıldığı ya da bu sistemlerin veya verilerin sayesinde işlenen suçlardır denilebilir. 

Bilişim suçu hem işlenişi hem de mücadelesi bakımından klasik suçlardan biraz farklıdır. Bilişim suçuyla mücadelede sadece adli kolluk görevlilerinin mücadelesi maalesef yeterli değildir. Bu suçla tam anlamıyla mücadele edebilmek için kurumların birbirlerine karşı duyarlı olmaları ve koordine bir şekilde hareket etmeleri gerekmektedir. Suçla mücadele birimleri; yargı kurumlarıyla, özel sektörle, suçtan zarar gören mağdur veya risk altındaki gerçek kişilerle ve organizasyonlarla, sanık ve mahkûmlarla işbirliği içinde olmalıdır. Ulusal anlamda işbirliği her ne kadar zor olsa da uluslararası işbirliği çok daha zor ve zahmetlidir. Çünkü tek bir devletin suç olarak saydığı eylem bellidir. Adli kolluk görevlileri o çerçevede görevlerini yaparlar. Uluslararası alanda ise devletlerin aynı eylemi suç sayması veya o devletle istenilen bilgiyi paylaşması daha zordur. Bu da dünya genelinde suça karşı mücadeleyi zayıflatmaktadır. 

Her seferinde tekrarladığımız gibi bilişim suçu klasik suçlardan değildir. Yeni suç alanlarından biri olarak kabul edilir. Ve bu suçun soruşturma evresindeki araştırmalar bilgi teknolojisine ve bu teknolojiyi kullanan bilişim sistemine dayanır. Buna ‘’Adli Bilişim’’ denir. Bilişim suçlarının soruşturma evresinde nelerin delil olarak sunulacağını, bunların delil olması için ne tür işlemler yapılması gerektiğini adli bilişim belirler. Bir tanım yapacak olursak ‘’Adli bilişim, bir bilgisayarda veya iletişim aygıtındaki silinmiş veya var olan elektronik delille ilgili yapılan araştırmadır.’’ Yapılan bu araştırma soruşturmayı başka bir boyuta taşıyarak olayın çözülmesine yardım eder. 

Bilişim suçlarında delil nedir, nasıl elde edilir gibi soruları cevaplandıracak olursak klasik suçların aksine bu suçların delilleri elektronik ortamdan elde edilir. Yıllar içerisinde farklı şekillerde adlandırılmış olsa da günümüzde elektronik delil olarak kabul edilen bu deliller elektronik yapı ve program kodlarıdır. Bu deliller fiziki değildir. Fakat yine de soruşturma ve kovuşturma evrelerinde delil niteliği taşırlar. Elektronik deliller elde edilirken klasik delillerden farklı olarak her aşamada tutanak tutulur. Bu sayede elektronik delilin, delil niteliği kuvvetlenmekte, verilecek karara yön verme niteliği artmaktadır. 

Bilişim suçları 237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda 243, 244, 245 ve 246. maddelerde düzenlenmiştir. TCK m.243 bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kişinin alması gereken cezayı düzenlemiştir. TCK m.244 bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi için öngörülen cezayı düzenlemiştir. Ve TCK m.245 banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu düzenlemiştir. Bilişim suçları sadece gerçek kişiler tarafından işlenmez. Tüzel kişiler tarafından işlenen bilişim suçlarını TCK m246 düzenlemiştir. Maddeye göre bilişim suçu işleyen tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri uygulanır. 

TCK’da düzenlenmiş bu suçların koruduğu birbirinden farklı hukuki değerleri bulunmaktadır. İnceleyecek olursak TCK m.243/1’e göre, bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanır. İkinci fıkra, tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir ifadesi yer almaktadır. Son fıkra ise bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olursa veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmedilmesini ister. Suçun işlenme yönteminde bir sınırlama yoktur. Ayrıca failin amacı da önemli değildir. Bu düzenleme verinin korunmasını ister. Eğer veri güvenliği sağlanırsa ve bilişim sistemine erişim engellenirse daha pek çok suç önlenmiş olacaktır. Aslında öncü suç niteliğindedir. Bu suçun takibi şikayete bağlı değildir, re’sen takip edilir. Suç için öngörülen ceza üst sınırı dikkate alındığında görevli mahkeme Sulh Ceza Mahkemesidir. 

TCK m.244/1’e göre, bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İkinci fıkra bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fıkralarda korunan hukuki yarar; sistemlere yöneltilen ızrar fiillerinin özel bir suç haline getirilmesi düşüncesiyle ilgilidir. Üçüncü fıkra da ise bu fiillerin bir banka veya kredi kurum ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranda artırılması öngörülmüştür. Son fıkra ise kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Suçun takibi şikayete bağlı değildir, re’sen soruşturma yapılır. Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. 

TCK m.245/1’ e göre başkasına ait banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin rızası olmaksızın kullanır, kullandırtır kendisine veya başkasına yarar sağlarsa üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Eğer bu fıkra da yer alan suçlar hakkında ayrılık kararı verilmemiş olan eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. İkinci fıkra, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılması gerektiğini söyler. Üçüncü fıkra sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu kanun maddesi ile banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılmasıyla bankaların ya da kart sahiplerinin zarara sokulması, bu yolla çıkar sağlanmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Bu madde kapsamında suçun takibi şikayete bağlı olmayıp re’sen soruşturma ve kovuşturma yapılmaktadır. Fakat şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı halinde Cumhuriyet Savcısı kamu davasını yetki çerçevesinde açmayabilir. Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. 

TCK m.246 ise bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunmasını söyler. 

KAYNAKÇA 

1- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.14 
2- Dülger, “Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku” s.83 
3- Karagülmez, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri” s.54 
4- Karagülmez, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri” s.479,480,481,482,483,484,485,486 
5- Karagülmez, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri” s.488,489,490 
6- Karagülmez, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri” s.507 
7- Karagülmez, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri” s.516 
8- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.39 
9- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.102 
10- Karagülmez, “Bilişim Suçları ve Soruşturma-Kovuşturma Evreleri” s.241,243 
11- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.141 
12- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.161 
13- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.183 
14- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.196 
15- Doğan, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları” s.208 

Şükriye Erdik

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi